Yağmurlu olacağı duyurulan hava, biraz çiseledikten sonra yerini pırıl pırıl güneşli bir havaya bıraktı, ve biz ilk profesyonel fotoğraflarımızı bugün itibarıyla çekmeye başlamış olduk.
Burada bir durup, flashback yapıp, fotoğrafçılık sevdamın geçmişinden bahsetmeliyim. Malum üniversitede fotoğrafçılık dersimiz vardı ve ben fotoğrafçılığın temel bilgileriyle ilgili sınav verdim. Fotoğrafçılığın o ilkel halinin karanlık odasına falan ders dolayısıyla girmişliğim var, ama sonra önkoşulu profesyonel fotoğraf makinesi sahibi olmak olan uygulamalı fotoğrafçılık dersini makinem olmadığı için alamadım. "Erken doğdum" diyorum ya, o zamanlar uyduruk fotoğraf makinem bile yoktu ya da vardı ama gerçekten çok uyduruktu. Sonra evlendik, çocuk sahibi olduk derken bir tane bile hobiye yeraçmam zor oldu, bu arada, fotoğrafçılık kulübüne de üye olduk ama yine makinem olmadığından ben aktif rol alamadım. Ayrıca nasıl bir makine almam konusunu ne zaman araştırsam "Amerika'da çok ucuz" cevabıyla karşılaştım, eee Amerika'ya gitmek yok planlarım arasında ne olacak, derken nihayet bu yıl önce ucuzundan ikinci el bir makine almaya karar verdim. Bunun için de önce Şener'i ikna etmem gerekti, bana "ne olacağımız belli olmaz, para biriktirmemiz lazım" mazeretleri sundu önce, ben dikkate almadım tabii ki, o bir hobi yapmak istediğinde her türlü techizat hemen alınıyor, bize gelince "temkinli olmalıyız" işlemedi yani. Sonra makineyi aldım, eve getirdim, bizimki makineyi beğenmedi, gıcır gıcır yeni bir makine değil ne de olsa, "teknolojisi geçmiş makineye bir sürü para verdin" dedi. İlerleyen günlerde "ben fotoğrafçılık kulübüne üye olmak istemiyorum" dedi, biraz tehdit ettim, rüşvet olarak da onu Emre Aydın konserine götürdüm, ve üye yaptım.
Ve geçtiğimiz hafta salı günü temel fotoğrafçılık eğitimi almaya başladık. Şener, Sema, ben eğitimin başlamasını beklerken "bu kaçıncı temel fotoğrafçılık eğitimini alışımız" diye gülmekten kendimizi alamadık. Bu iş de araba kullanmak gibi, tehlikeli değil belki ama öğrenilmesi gereken bir sürü detay var, ve makineyi eline alıp kullanmadan tam olarak öğrenmen mümkün değil.
Ama işin güzel kısmı, artık Şener çok heyecanlı. Perşembe günü ikinci dersi de aldıktan sonra cuma sabahı bana "bu fotoğrafçılık işi bizim için çok güzel bir açılım olacak değil mi" diyordu.
Bugün de Çok uzun zamandır gitmediğimiz Emirgan Korusuna lale fotoğrafları çekmeye gittik, kulüp organize etmişti. Bu sefer de Yağız çok sorun çıkardı, ama onu da teskin ettik. Yani "kader değişmez deyimi doğru mu ne" demek istiyorum. Önce yıllarca, iki tane ülkeye gitti diye "gezmekten yoruldum ben" diyen babam, sonra çeşitli yaratıcı mazeretlerle gezmeme engel olan kocam, derken, bizim sıpa da büyüdü ve aynı ekolün erkeği oldu ya, inanamıyorum gerçekten. "Oraya gitmem, buraya gelmem" diyen erkekleri kolundan tutup biryerlere sürüklemeye çalışarak geçiyor hayatım.
Ama neyse sonunda pırıl pırıl bir havada, tepeden boğaz manzarası izleyerek ve nihayet kendi yaptığımız ayarlarla fotoğraf çekerek güzel bir pazar günü geçirmiş olduk. Üstelik de alternatifi "dışarıda çok güzel bir hava var ama Yağız'ın ödevlerini yapmamız gerek" diye eve tıkılıp geçirilen bir pazar olacaktı. Hem Yağız'ın ödevlerini bitirmiş, hem de pazar günümüzü değerlendirmiş olmanın keyfine nasıl doyamadığımı anlatamam. Oradan ayrılırken işyerine de bir tane saksıda lale aldım, 1 TL.
Bu arada Emirgan Korusunda, neredeyse herkeste slr fotoğraf makinesi vardı, gözlerime inanamadım. Hani bir zamanlar kime sorsanız, "hobilerim; kitap okumak, müzik dinlemek" derdi ya, şimdi sorsanız sanırım "fotoğraf çekmek" diyecekler. İstanbul'a gelmiş çekik gözlülerin süper makinalarla çekim yapmalarına çocukluğumdan beri aşinayım da, karısı kapalı Arap turistlerin de elinde profesyonel makina vardı, Türklerden bahsetmeyeyim bile. Slr makineyi de geçtim, tripotu olmayana kıro diyorlar sanırsınız.
Toplam 155 fotoğraf çekmişiz bir günde, Yağız da "anne bak blogunda kullanacağın süper bir fotoğraf çekeceğim sana", "bahardalın için çok güzel bir fotoğraf" falan diyerek birkaç fotoğraf çekti. Ama ben burada kendi çektiğim bir lale fotoğrafını kullanıyorum.
Bu ara postlarımda bol bol çiçek fotoğrafı görürseniz şaşırmayın, görmemişin fotoğrafı olmuş...
Harikkkaaaaa ben de gelmek istiyorum o kursaaaa!!! Ogrendiklerini de biraz çıtlat da biz de sebeplenelim bari biraz ;)
YanıtlaSilMesela bu lale fotosu meşhur 3te 1 prensibinden sonra mı çıktı? Yoksa sizin hoca boyle modernist yaklaşımları sevmiyor mu hehe
ben bu yorumdan hiçbirşey anlamadım desem:) iş yoğunluğundan olabilir...
YanıtlaSil