Sanırım, her türlü modayı takip ettiğimi söyleyebilirim, hem de sadece kılık kıyafet modası değil, duygu, düşünce akımlarını da takip ediyorum. Ama bu düşüncelerden bir kısmı bana gerçekten hiç uymuyor, mesela "nereden bankacı oldum, aslında çok daha fazlası olabilirdim" modası.. Bize yıllarca dayatılmış "sevdiğin işi yap" sabit fikrine de artık karşıyım, yerine "yaptığın işi sev" moda akımını benimsemek istiyorum, bir de "geçimini sanattan sağlama ama sanatsız da kalma" akımını. Para insan için en gerekli araçlardan biri, bunun için bankada çalışıyorum, ama aynı zamanda içimdeki yaratıcı tarafı da bir şekilde beslemem gerek, ki en önem verdiğim "denge" koşulu sağlansın.
Bunun için de bu sene planlarında duyurduğum hobimi hayata geçirdim. Ta üniversitede okurken bir fotoğraf makinem olmadığı için başlayamadığım fotoğrafçılığa ilk adımı atıyorum. Öncelikle ikinci el bir digital slr makine aldım, bizim fotoğrafçılık kulübü başkanından.. Bu geçici bir süreç, Amerika'ya gidebildiğim zaman oradan pahalı bir makine alacağım ama bu işe çok para yatırmadan önce nasıl bir makina almam gerektiği konusunda net olmak istiyorum. İkincisi de acemiliğimi daha kötü bir makinada atayım, sonra bu makinayı ya internette satarım ya da oğluma veya erkek kardeşime veririm.
Aslında çok heyecanlıydım ve Şubat ayında makinayı alır almaz bu postu yazma konusunda kesin kararlıydım. Ama sonra "otomatik tuşuna basarak fotoğraf çektikten sonra turist makinamla da çekerdim" diye mükemmeliyetçilik hastalığım devreye girdi ve ben yazıyı yazmak için temel fotoğrafçılık eğitiminin duyurulmasını beklemeye karar verdim. Bu salı ilk ders başlıyor. Toplam 4 ders olacak, iki hafta boyunca yogaya gidemeyeceğim:) ama derslerin bittiği haftasonu Sultanahmet'te uygulamalı ders olacak, çok heyecanlıyım. Şener'i de zorla klübe kaydettirdim, birlikte takılacağız artık:)
Bizim kulüpten bahsetmek istiyorum biraz da. Bizim bankada artık eski tip bankacılar kalmadı. Neredeyse tamamı benim yaşlarımda, üni mezunu, görev insanı, hırslı tipler, ama büyük çoğunluğu da yine hobi insanı, zaten "hobimle mutluyum" sloganını da ortaya atan bankayız, icabında... Fotoğrafçılık kulübünün danışmanı Atlas dergisi fotoğrafçıları. Kulüp bayağı aktif çalışıyor, geziler düzenliyorlar devamlı, üyeleri arasında banka genel müdür yardımcısı bile var, bu yıl ilk defa kulüp üyelerinin çektiği fotoğraflardan oluşan bir kitap yayınladılar, kitapçılarda görüyorsunuz "O An İstanbul" kitabı.
Bu kitabın çıkması kulübü bayağı heyecanlandırdı sanırım, bu yıl da başka bir İstanbul projesi duyuruldu, ben de hem İstanbul'u farklı bir gözle tekrar turlamak imkanı sunacağından hem de beni mecburen bol bol pratik yapmaya zorlayıp bu işi daha kısa sürede daha iyi anlamamı sağlayacağından hemen projeye adımı yazdırdım, ama henüz temel fotoğrafçılık eğitimi almadığımdan gezilere katılamadım.
Tabi radyo-televizyon ve sinema mezunu olduğumdan ve çektiğim bazı fotoğraflar beğenildiğinden arkadaşlarımın benden beklentileri yüksek, yüksek beklentiler de her zaman hayalkırıklığıyla sonuçlandığından bu beklentileri düşürmeye çalışıyorum şimdilik. Ama çekeceğim fotoğrafların, en azından ilk başta, neye benzeyeceğini anlamak için blogda kullandığım fotoğraflara bakabilirsiniz, iki tane film karesi dışındaki tüm fotoğraflar benim çektiğim fotoğraflar.
Yani bu sene benimsediğim trend "yaptığın işi sev, sevdiğin işi de hobi olarak yap" trendi.
En kısa sürede, blogumu, yeni makinamla çektiğim fotoğraflarla süslemeyi diliyorum.
Yeniden buluşana kadar herkese mutluluklar:)
Bahar modasina bayildim!!! Sende bayagi bir cevher barmis be Bahar, bu kadar yil is-guc-koca-cocuk arasinda gorunmemis. Neyse ki, tam vaktinde herseye vakit ayirabilen bir kisi haline donusmussun, darisi benim basima :)
YanıtlaSil