19 Ağustos 2011 Cuma

Şeytanın Bacağı Kırıldı

Şimdi fotoğrafçılık kulübü değerlendirme toplantısından geldim.



Toplantıya aç, hasta ve halsiz başlamıştım.

Herkes fotoğraflarını toplantıdan önce hocaya göndermişti ve fotoğrafları hoca tarafından bir elemeye tabi tutulmuştu, ben göndermemiştim.

Elimde fotoğraflarımın olduğu cdmle toplantı salonuna ilk giden kişi oldum, hocalar gelmişti, ben de selamlı sabahlı bir girizgahı bile unutarak cdmi hemen hocalara verdim. Onlar da "biz daha önce gönderilen fotoğraflardan derleme yapmıştık, belki toplantı sonunda bakarız" dediler ama hemen cddekileri de bilgisayara aktarıp hızlıca bir gözatmayı ihmal etmediler, bakarken de "güzel kareler var" yorumu yaptılar.

Sonra salon yavaş yavaş doldu, toplantı yapıldı, kararlar alındı, en son olarak da gönderilen fotoğraflardan hocalardan birinin derledikleri, proje başkanı hocaya sunuldu. Alfabetik sırada bir baktım "b" harfinde benim fotoğraflarımdan biri çıktı. O anda heyecandan sanırım kan beynime sıçradı, bir süre idrak kaabiliyetimi kaybettim. "Nasıl yani dandik fotoğraflarım da dahil tüm cddekiler mi gösterilecek" derken anladım ki hızlıca bakılan birkaç fotomdan 5 tanesi seçilmiş. Üstelik bir tanesi ilk gittiğim gezideki en acemi fotoğraflarımdan biri, Rumeli Hisarı. Bir başkası, Bebek'te çektiğim Mısır Konsolosluğu önünde denize giren çingeneler fotoğrafım da salonda genel olarak çok merak uyandırdı. Ama en önemlisi proje danışmanı hoca o fotoğrafa bakarken "Ara Güler'in 50 yıl önce çektiği fotoğraflara bugün hala bakıyoruz, 50 yıl sonra da bu fotoğrafa bakıyor olacağız" dedi. İnanabiliyor musunuz beni Ara Güler'le karşılaştırdı...

Ben bir süreliğine koptum doğal olarak, sonra diğer kişilerin gerçekten harika fotolarıyla kendime geldim. Diğer fotoğraflar muazzamdı gerçekten, hocalar da bir kısmı için "yarışmada derece alır" "harika fotoğraf" falan dediler, ama ben, benim fotoğraflarım için böyle yorum yapmamış olmalarına zerre üzülmedim, mutluluğum biraz bile azalmadı. Hala bile deli heyecanlıyım, makinamı kapıp deniz kenarına koşasım var.

Üstelik de cddeki diğer çekimlerime de sonradan bir bakılacak, bir sonraki değerlendirme toplantısına başka fotoğraflarım da çıkabilir, mesela bu ağlar fotoğrafım...
Velhasıl bende ne halsizlik kaldı ne de hastalık. Adımlarım bile yerçekimine bir miktar karşı koymuş biraz havalanmış gibi:)

Heeyyt be! Almışım gazı, kim tutar beni...


2 yorum:

  1. birincisi çingene çekimlerinde hep birlikteydik,risk alıp aralarına girdin bu müthişti...sen orada sanatçıydın,onlar da ''sanat için soyunmuşlardı'' sanki :) ... dediğim gibi şartları da ortaya koyup değerleme yaparsak müthiş olan bunlardır..tebriklerrr...
    oğuzhan

    YanıtlaSil
  2. İnsanı,başkaları değil kendisi tutuyor aslında.izin verme hiçbir şeyin seni durdurmasına.yeni mesleğinde başarılarının devamını diliyorum:))meltem

    YanıtlaSil