12 Şubat 2011 Cumartesi

YAŞASIN İZİNLİYİM

Çok yoğun bir haftayı geride bırakıp cuma günü izne ayrıldım.
Pek eğlenceli, geçmeyeceği baştan belli olan bir izin gibi görünüyordu.

Arkadaşlarımız son dakikada "heeeyyy biz de izin aldık" diye mail attılar ama annem, kayınvalidem zaten gelmişti, kızkardeşim de pazar günü geleceğinden, "aile saadeti yaşayacağız, kusura bakmayın" diye cevap verdim.
Akşam, işleri temizleyerek izne çıkma alışkanlığım dolayısıyla, eve biraz geç kaldım, annemden azar işittim, yaş otuzbeş ama azar işitme konusunda eksilen birşey yok.

Eve geldim Yağız hasta.
Kayınvalideme hoşgeldine gittik, tabi Şener de epey geç kaldığı için saat 9:00 olmuştu, oradan azar işitmedik ama nasıl diyelim, pek hoşbulmadık.
Yağız bir giderken bir dönerken kustu.

Ertesi gün bütün gün hastaydı, ben herzamanki gibi "önce kocakarı ilaçlarım" dedim ve balla zerdeçaldan başlayarak bir sürü yöntem uyguladım. Tam çocuk iyi olmaya başlamıştı, sarımsaklı yoğurt yedirdim, o da sanırım midesine ağır geldi, tekrar kötüleşti:( Gece yine uykusuzluk, çocuğun ateşi bir düşüyor bir yükseliyor derken pazar sabah oldu. Annem başladı, "bu çocuğu acile götürün" demeye, Şener de bir hiddetle uyandı, "ben dün götürürdüm oğlumu, sizin yüzünüzden, kocakarı ilaçlarıyla iyi etmeye uğraştığınız için çocuk hala hasta" diyerek.

Hastaneye götürdük yolda Şener'den azar işite işite, Allahtan doktor bana arka çıktı, "çocuk öyle hemen doktora götürülmez, iki gün beklenir, kendiliğinden iyileşmiyorsa doktora götürülür, zerdeçal da doğru tedavi" vb, neyse aklandım, Şener de sustu.

Akşamüstü Yağız'a aile içi doğumgünü kutlaması yaptık, misafirlerimiz gelene kadar Yağız "iptal edin, doğumgünümü kutlamayın" diyip durdu. Kutlamanın sadece mum üfleme kısmına katılabildi, geri kalanında arkada yattı, biz salonda onun doğumgününü kutladık.
Büyükler biraraya gelince ne olur, tabi konu benim kilolarıma gelir. Malum, burası bir tombişseverler cumhuriyeti, 55 kg olduğum halde, ve iki gecedir uykusuz olmamı tamamen gözardı ederek, tüm büyüklerimiz "sen artık kilo verme Bahar" "Neee 55 kilo musun, yok canım en çok 50 kilosundur" "halsiz mi hissediyorsun, tabi çok kilo vermişsin, hasta da olursun sen"...
Banu'ya da "kilolarin cok yakismis, yüzün güzelleşmiş".
Ayyy yazarken bile daralıyorum, kızkardeşimin iş dışında herhangi bir sorumluluğu yok, kendisi bile "part time çalışıyorum, fulltime uyuyorum haa haaa" diye kendi durumunu tasvir ediyor, kalkmışlar beni uyuyan güzelle, kaç gecelik uykusuzluğumu fırsat bilerek karşılaştırıp kilo almaya ikna etmeye çalışıyorlar, o da 8 yıldır kilo vermeye çalışan benim yani. Orada da söyledim, burada da yazıyorum, kilo verdiğim zaman sadece "çok güzel olmuş" yorumunu kabul edebiliyorum.

Sonra kayınvalidem de bizde kaldı, Yağız'ın odasında, ertesi gün o da hasta kalktı. Teyzem bize geldi, pasta ve kurabiyelerden oluşan öğlen yemeğini yedikten sonra bizi Pierre Loti'ye götürdü, kayınvalidem orada iyice hastalandı, bunu gören kızkardeşim ve annem "kaçarak uzaklaşma" geleneklerini uyguladılar ve "bu kadar hasta varken gezemeyiz" diyerek teyzem'e geçtiler.

Pazartesi Pierre Loti'ye gitmek bana çok iyi geldi ama salı gününü evde yemek yapılmasını bekleyerek geçirmek hiç yaramadı. Haftanın en güzel havası vardı dışarıda ama ben yemeklerin olmasını bekleyerek, bir tarafta da hastalarımız arasına Şener'in de katıldığını görerek, dışarı çıkamayacağımı anlayınca bütün pencereleri açıp umutsuzca dışarıdaki havayı içeriye doldurmaya çalışarak geçirdim. Zaten güzelim havada evde oturmuşum, akşam oldu, Yağız'a ilaç götürüyorum, "midem bulanıyor" diyerek hiçbirşey yemiyor, kayınvalideme ilaç götürüyorum "nereden geldim, keşke gelmeseydim" diyor.

Çarşamba günü bana iyice geldiler, "tamam, yeter bu kadar evde oturmak" dedim, zavallı hastalarımızı da aldım sahile indik, ama herkes hasta. Biraz boğaz kıyısında oturalım diyoruz, bakıyoruz esiyor, birkaç dakika sonra kalkıyoruz. Bu arada annemle kızkardeşim beni hatırladılar, hernasıl olduysa bize geçmeye karar verdiler ama "siz gelin bizi buradan arabayla alın" diyerek. Ben de onlara patladım. Zaten gerilmişim günlerdir, hastabakıcılık yapıyorum, elimi uzattığımı önce elektrik çarpıyorum, sıkıntıdan dudağım uçuklamış falan. Haliyle benim fulltime hanımefendi halim gitti, çaçaron halim geldi, patladım. Sonra da onları üzdüm diye bütün gece saçmasapan sıkıntılı rüyalar gördüm.

Cuma günü, herkes gitti artık ben hasta olurum diye düşünerek hastalığı davet ettim ve bana bakabilecek herkesi gönderdikten sonra hasta oldum. Ama ben iflah olmaz bir gezentiyim. Vücut termostatım bozulmuşken, bir üşüyüp bir ter içinde kaldığım halde Bebek'e gittik, orada güzel havanın ve güzel Boğaz'ın tadını çıkarttık. Ben de hiç kasmadan antibiyotiğe başladım.

Cumartesi günümüz de grupanyadan aldığımız Doğatepe brunchıyla yine boğaz manzaralı başladı, sonra da promoskoptan aldığımız Cevahir avm Atlantis eğlence parkında aile boyu eğlence yaşarak geçti. En üst katında devamlı gittiğimiz balıkçıya gittik, biz otururken içeri Meral Orhonsay girdi, annem teyzemin bu aralar en yakın arkadaşı olduğunu söylemişti, tam "birazdan teyzem de gelir" derken teyzem girdi içeri:)

Bu kadar. yarın da pazar. Radyoda dinledim, hava bozuyormuş. Ama bozmasa bile tatil bitiyor, Yağız'ın bir sürü ödevi kaldı, hepsini yetiştirebilir miyiz bilemiyorum. Bu izin böyle geçti gitti, Şubat ortasında İstanbul'da muhteşem bir hava olmasına rağmen...

Herkese mutlu ve eğlenceli günler diliyorum...

6 yorum:

  1. Valla sayın ablam, bildiğini oku,
    -sana her kilo yakışıyor her şeyden önce, böyle gayet iyisin, kilo hakkındaki görüşlerine katılıyor ve başkasına kulak asma diyorum..
    -kış ortasındaki izinler genelde böyle olur, fazla beklentiye girmemek lazım, o yüzden üzülme normaldir diyorum.
    -corcu dürt ama fazla da kasma dersler konusunda, tavsiyem budur...
    -anneler kayınvalideler böyledir, sen de ileride öyle olacaksın:D
    -son olarak, en azından sonunu güzel getirmişsin iznin, I love your tarz...:)

    YanıtlaSil
  2. :) benim böyle bir kaynana olacağımı da nereden çıkardın:)

    YanıtlaSil
  3. You can not change your fate..no man can...(prince of persia, warrior within)

    YanıtlaSil
  4. baharcım selam ; sana böyle bir blog çok yakışmış:)
    yukardaki yazdıklarından şunu çıkartıyorum:kaynana mı....aman tanrım uzak olsunlar...haftaya da benimki geliyo...

    Kilo konusunda sana sonuna kadar destek veriyorum ; benim de hedefim ebru şallı ..

    oğluşuna ve sana çok geçmiş olsun

    YanıtlaSil
  5. ''heyy biz de izin aldık''diyen arkadaşlar biziz :)
    baharcım senin gezmeyi sevmesi ve enerjisi benc eçok iidir ..böylebir arkadaşla gezmek,dolaşmak tam da çok keyifli olacak derken ; misafirleri ;özellikle kaynanaya bayılırım ! olduğunu öğrendim.
    peki dedim boynumu büktüm ve hemen kendi planımızı yapmaya başladım ; ya kapadokya ya da kaz dağlarının o enfes havasını almaya gitmeliydim.kazdağlarına gittik ve salı günü sen evdeyken biz güzel havayla birlikteydik bahar:)

    YanıtlaSil
  6. Baharcım,
    Adın gibi "bahar"da geldi artık:) yazılarını sabırsızlıkla bekliyoruz..:) arayı çok açma..

    YanıtlaSil