3 gün hollanda, üstüne iki gün de kişisel gelişim eğitimi beni benden aldı, bambaşka bir insan olma yolunda ilerleme istekleri doğurdu. daha önce de yazmıştım ya hollanda'da en çok insanların mutluluğundan etkilendim. pasaport kontrol memurundan oteldeki temizlikçiye kadar herkesin yüzünde bir tebessüm, siz ne sorarsanız sorun herkes gözlerinin içi gülerek cevap veriyor ve nezaket kuralları istisnasız uygulanıyor. üstelik bunu yapanlar da süper güzel insanlar, egoları yok gibi, kimse kimseye sinirlenmiyor, bağırmayı bırakın kaşlarını bile çatmıyor:) onlardan çok etkilenip de kişisel gelişim eğitimine katılınca, yeni planınız ne diye sorduklarında hemen atlayıp "sinirlerimi aldırmak" diye yazdım. bu ne demek, yani kendimi kendi dumanımla boğmayacağım.
şunu farkettim, aslında etrafımda olup biteni, insanların benimle ilgili algılarını, sonra bana davranışlarını ve onların belki de kaderimi etkileyecek kararlarını benim düşüncelerim oluşturuyor. ne demek istediğimi şöyle açıklayayım; mesela birinin kadınlara karşı önyargılı ve öntavırlı olduğunu düşünüyorum diyelim, ben de bir kadınım, ondan sonra onun ne söylediğini ben "onun benimle ilgili önyargıları" olarak algılıyorum ve ona göre cevaplar veriyorum. ve aslında onun önyargısı olmayan ve benim önyargım olan kısım bir zaman sonra onun gerçekten bana karşı tavırlı olmasına sebep oluyor. dolayısıyla şöyle bir karar aldım, karşımdakinin ne düşündüğü, ne söylediği ve hatta bana nasıl davrandığı onu bağlar, ama onun ne düşündüğünü düşündüğüm ve karşılığında nasıl davrandığım ise benim sorunum. yani zat-ı muhterem gerçekten kadınlara karşı önyargılıysa bu onun sorunu olur ama ben onun kadınlara karşı önyargılı olduğunu düşünüyorsam bu artık benim sorunum olur. üstelik de sorunlarımın çoğu ve insanların beni algılayışlarındaki negatifliklerin bir kısmı aslında benim kendi kafamda kurduklarım. birşeyler oluyor, ben içimde negatif düşünceler oluşturuyorum, yani yangınlar çıkartıyorum, sonra o düşüncelerin zehirli dumanlarında neşemi ve akıl sağlığımı bozuyorum. oysa sakin bir insan, bende travma yaratabilecek durumları bile avantaja dönüştürebilir.
bu bağlamda bazı şeyleri kendime yasakladım;
negatif düşünceler,
önyargılar,
kaş çatmak gibi mimikler...
dolayısıyla sorunlarımı çözmek için "çekim yasası" kararları aldım. aslında tanıdık olmayan birşey yok değil mi, yıllardan beri böyle kitaplar okuyoruz, eğitimler alıyoruz, filmler hatta çizgifilmler izliyoruz. ama bu aynı diyet yapmak gibi. önemli olan bilip uygulayamamak, ya da başlayıp sonunu getirememek değil, önemli olan bunu içselleştirebilmek, yaşam tarzı haline getirebilmek.
herkes böyle düşünüyor tabi ve bu kararlarımı açıkladığımda ve etrafımdakileri "kaşlarımı çattığımı görürseniz beni uyarın" diyerek örgütlemeye çalıştığımda herkes "evet çok güzel, bahar yine birşeye kafayı takmış, hadi hayırlısı, bakalım ne kadar sürecek" diye düşündü, ya da ben öyle düşündüklerini düşündüm:)
ama yine beni tanıyanlar biliyor ki, ben yedi sene boyunca diyet yaptım ve artık az yemek yemek, spor yapmak hayat standarıdm haline geldi, sigarayı bırakacağım dedim, kendime bir takvim oluşturdum ve 3,5 yıldır sigara içmiyorum. bütün bunlar sağlıklı yetişkin olma planımın parçalarıydı, şimdi de buna karar verdim. bu kararları aldığımdan beri beni normalde strese sokacak, hırslandıracak hayat akışım aynı şekilde devam ediyor, ama benim algılayışım değişti, yangın tedbirleri oluşturdum. ayrıca yeni bir aksiyon da aldım ve birkaç yıldır konuşmadığım birisine ilk adımı attım.
tabi yardıma ihtiyacım olmayacak değil... millet, beni, kaşlarımı çatmış görürseniz veya standart mevzuları aşırı tepkili yorumlarken veya negatif düşünceler içerisinde görürseniz uyarın, çünkü yeni takıntım bu, kendi içimde yangınlar başlatıp zehirli dumanlarında neşemi ve akıl sağlığımı boğmayacağım.
ispanyaya da git .
YanıtlaSil